E-Kitaplar
Marka Olabilecek İşaretler ve Mutlak Tescil Engelleri
- Yayınevi: Aristo Yayınevi
- Yazar: Prof. Dr. A. Lerzan YILMAZ
- Sayfa Sayısı: 843
- Yayın Tarihi: 01.09.2017
- Baskı: 1
- Tür: E-kitap
- Basılı Olsaydı Fiyatı: 280,00
Kategoriler: Bütün Hukuk Kitapları, Fikri Sinai Mülkiyet Hukuku
18. yüzyılın ikinci yarısında buharlı makinenin icadıyla birlikte İngiltere'de başlayan sanayi devrimi, yalnız dünyanın çehresini değiştirmemiş aynı zamanda sanayileşen toplumdaki insanın hayata bakışını, alışkanlıklarını, inançlarını, değer yargılarını, beğeni ve seçimlerini de etkilemiş ve değiştirmiştir. Bu değişim, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, bilgisayarın hayatımıza girmesiyle ivme kazanmış ve günümüze kadar baş döndürücü bir hızla devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında milyonlarca yetişmiş insanını kaybeden ve yerle bir olan Avrupa, bu savaşın sonunda yeni bir dünya düzeni kurmanın kaçınılmaz olduğunu anlamıştır. Birleşik bir Avrupa idealini gerçekleştirmek üzere önce demir ve kömür birliğini kurmuş, daha sonra Avrupa Topluluğu aşamasından geçmiş ve Avrupa Birliği'ne ulaşmıştır.
Avrupa Birliği, ekonomik, ticari ve siyasi bir güç olmasının yanında, aynı zamanda maddi hukuk kuralları koyan bir topluluktur. Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Avrupa Hukuku normlarını kendi iç hukuklarına yansıtmak ve iç hukuklarını bu normlara uygun hale getirmek zorundadırlar.
1965 tarihli ve 551 sayılı Markalar Kanunu, gerek iç hukuka yönelik yetersiz düzenlemeler gerekse Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmelerle çelişen hükümler içermesi nedeniyle kifayetsiz olduğuna ilişkin eleştirilere uğruyordu. Bu eleştirileri ortadan kaldırmak maksadıyla ve Avrupa Birliği'ne üye olmaya aday bir ülkenin iç mevzuatının, Avrupa Birliği'ne üye devletlerin kanunlarıyla uyumlu hale getirilmesini teminen, 24.06.1995 tarih ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmıştır. Bu KHK, marka haklarının Avrupa Birliği'nde geçerli olan koruma düzeyine denk biçimde korunabilmesi için çıkarılmıştır.
556 sayılı KHK'nin kaynağını büyük ölçüde, “Avrupa Topluluğu'nun Ticaret Markalarına İlişkin Olarak Üye Devletlerin Hukuklarının Uyumlaştırılmasına Dair 89/104/EWG sayılı Birinci Konsey Yönergesi” oluşturur. Ayrıca “40/94 Sayılı Topluluk Markası Tüzüğü”nden de yararlanılmıştır.
556 sayılı KHK'nin yürürlüğe girmesinden sonra uygulamada ortaya çıkan sorunlar sebebiyle KHK, önce 03.11.1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunla, daha sonra da 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Kanunla bazı değişikliklere uğramıştır. Ancak Kanunda yapılan bu revizyonlar uygulamadaki sorunları ortadan kaldırmaya yetmemiştir. Bu sebeple 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 10.01.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak bazı hükümleri dışında yürürlüğe girmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, 21.04.2017 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından “Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik” 30047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun birinci maddesinde; bu kanunun amacının marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleşmesine katkı sağlanması olduğu belirtilmektedir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımları kapsar niteliktedir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 24.06.1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyi, 24.06.1995 tarihli ve 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyi, 24.06.1995 tarihli ve 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyi, 24.06.1995 tarihli ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnameyi ve 22.09.1995 tarihli ve 566 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnameyi yürürlükten kaldırmıştır (m.191).
Ancak bu kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacaktır(Geçici Madde 1/1). Yine aynı şekilde, bu kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış ulusal patent ve faydalı model başvuruları da başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacaktır (Geçici Madde 1/2).
Bu Kanunun geçici ikinci maddesinde; bu Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği belirtilmiştir. Eserimizi güncelleyerek ikinci basıya hazırladığımız dönemde(yalnızca) Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından “Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik” çıkarılmış olduğundan, elinizdeki eser bu çerçevede hazırlanmıştır.
Bu eser tarafımdan 2007 yılında Profesörlük Takdim Tez'i olarak yazılmıştır. Eser, “Profesörlük Eser Takdim Jürisi” tarafından oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Bu eserin ilk baskısı 2008 yılında yapılmış ve kısa sürede tükenmiştir.
Biz bu eserde, marka olabilecek işaretlerin neler olabileceği ve mutlak tescil engellerinden ne anlamak icap ettiği hususları üzerinde durduk. Konuya açıklık getirmek maksadıyla Türk, Alman ve İsviçre hukuk doktrininden yararlandığımız gibi konuya ilişkin Yargıtay içtihatları, İsviçre ve Alman Federal Mahkeme kararlarını araştırarak eserimize ayrıntılı bir şekilde işledik.
Bu eserin ilk baskısının üzerinden on yıla yakın bir süre geçmiş ve ilk basısı tükenmiştir. 10.01.2017 tarihinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun ve Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bizim bu eseri yazarken yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararname yürürlükten kalkmış, dolayısıyla eseri güncelleme ihtiyacı doğmuştur.
Her ne kadar Marka Olabilecek İşaretler ve Mutlak Tescil engelleri konusunda mülga 556 sayılı KHK'nın ilgili hükümleri ile (yeni) 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun konuya ilişkin hükümleri arasında bazı madde hükümlerinin eklenmesi dışında içerik itibariyle önemli bir değişiklik olmamakla birlikte, eserimizi ikinci baskıya hazırlarken esere, 2010 yılından günümüze kadar Yargıtay'ın vermiş olduğu yeni kararlar eklenmiş ve eser yeni kanuna uyarlanmıştır.
Prof. Dr. A. Lerzan Yılmaz
Prof. Dr. A. Lerzan YILMAZ
- Eğitim Sayısı 0
- E-Kitap Sayısı 3
- Eğitim Alan Kişi Sayısı 0
- E-Kitap Alan Kişi Sayısı 0
- Makale Sayısı 0
Eğitmen Hakkında
Lisans Hukuk Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1982
Lisans 2 Hukuk Bern Üniversitesi 1986
Doktora Ticaret Hukuku Bern Üniversitesi 1988
Yardımcı Doçent Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1988
Doçent Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999
Profesör Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2008
FORMÜL:
Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı
Kağıt yapımında, genellikle iğne yapraklı ağaçlardan Ladin ve Çam ağaçları kullanılmaktadır. Çoğunluk çam ağacına aittir.
Dünya çapında her gün 80.000 ila 160.000 ağaç kesilmekte ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Ormanlar yok edilmekte, küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.
Bir çam ağacının boyunu ortalama 18 m, yarıçapı da 15 cm eder. Bu durumda bir çam ağacı 1,2717 metreküptür. 0.0083 metreküp odun yaklaşık 4,5 kg gelir. Bu durumda 1,2717 metreküp odun yani bir ağaç 690 kg gelecektir.
Bir ağaçtan elde edilen kağıt, ağacın ağırlığının yarısı kadar etmektedir.
O halde, ortalama bir çam ağacı 690 kg ettiğine göre, elde edilecek kağıt 345 kg olacaktır.
Bir A4 beyaz kağıdın ağırlığı 5 gr etmektedir. Demek ki, bir ağaçtan 345000/5 = 69000 adet A4 yaprağı elde edilmektedir.
Günümüzde özellikle dijital kitap baskılarında, kitabın boyutu ne olursa olsun A4 boyutunda kağıt harcanmakta olup, kesime giren kısımları atılmaktadır.
Buraya kadar elde edilen verilerle şöyle bir formül çıkartılabilmektedir:
Kitabın sayfa sayısı / 2 = kitapta kullanılan kağıt yaprağı.
Her kitabın asgari 1000 adet basıldığı (ki ortalama çok daha yüksek çıkacaktır)
FORMÜL:
Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı
E-kitaplar geleceğimizi kurtaracak. Gelin e-kitapları daha çok sevelim, doğaya bir nebze olsun nefes verelim.
Peki basılı kitapların çevreye verdiği tahribat sadece ağaç ile mi sınırlı? Tabii ki hayır! Bir araştırmaya göre, Amerika Birleşik Devletlerinde hava kirliliğinin yüzde yirmisini kağıt fabrikaları oluşturuyor. Bununla birlikte havayla sınırlı kalmayıp su kirliliğine de büyük ölçüde neden oluyor. Zira kağıt, yapısı gereğince bol suya ihtiyaç duyar.
Modern tesislerde bile 1 ton kağıt üretebilmek için yaklaşık 50 ton su kirletilmektedir.
Artık karar sizin? E-kitap teknolojisi yokken elbette kitaplar ağaçlardan daha önemli idi. Zira, entelektüel hale gelen her birey doğayı korumak için fazladan çaba harcayabilecek bilince kavuşmuş olacaktı.
Ya şimdi? Tamamen zararsız bir teknoloji varken, hala zararlı nostaljik alışkanlıklarınıza devam mı etmek istiyorsunuz? Siz bilirsiniz…